+90 539 342 6363
 
   

  Elif Çiğdem ŞAHİN



Elif Çiğdem ŞAHİN   -   guneslibiryer@hotmail.com
01.04.2023   -   300 defa okundu..
Üst Dil Kurgusuna Karşı Minik Bir Alıştırma Önerisi    ..
Paylaş
Biz ilkokula giderken ev ödevlerimiz vardı. Şimdi ilkokula giden çocuklarımızın 'projeleri' var. Ev ödevlerini kendimiz yapıyorduk, projeleriyse anne babalar yapıyor ya da internetten kopyala-yapıştır yapılıyor çoğu kez. O zamandan bu yana ne değişti Ev ödeviyle proje arasında ne fark var



      En temelde fark eden şey ilkinin okula giden minik bir yavrunun okuma yazmayı öğrenmesi için evde oturup, yaprakları ucundan bükülen defterine harfleri yazması. Basit bir edim. İkincisi ise belki kuşe kağıda basılı parlak bir dergiden harflerin ve fotoğrafların kesilerek, renkli zeminlere yapıştırılarak daha janjanlı bir iş yapılması ve adına proje denmesi. 



   



  İkincisi de temelde basit bir edim. Daha da ileri giderek bunu dijitalleştirilip,  kompleks bir edim haline getirebilir ve projeyi büyütebiliriz. 



 



   Aslen yaptığımız iş sadece okuma yazmayı öğrenmek. Ve okuma yazmayı öğrenmek bir proje değildir. Yani eskiden değildi. Şimdi adı proje olsa bile, o zaman olan ve şimdi olan her ikisi de sonuçta okuma yazmayı öğrenmek. 'Proje' kelimesi bu basit edime yapay bir üst anlam yapıştırmaktan başka bir şey değil temelde.



  



 Üst bir dil yaratma çabasıyla yapılan dil yanlışlarına değineceğim biraz aslında. Her zaman olduğu gibi bazı hassas telleri tıngırdatacak. 



   



   Bu yanlışları, özellikle televizyon muhabirlerinin devlet erkanıyla ilgili haberlerde sıklıkla yaptığını görürüz. Maalesef halkın diline de aynı kaygılarla sirayet ediyor. Nedir bunlar



    Örneğin 'giriş yapmak' 'çıkış yapmak'



   Bu dile göre, sıradan insanlar bir yere 'girer', oysa başbakanlar, devlet başkanları 'giriş yapar'. Aynı şekilde bizler bir yerden çıkarız, onlar 'çıkış yapar'. Bu yöneticilerin 'olmayan' farkını, üstünlüğünü 'bilinçsizce' vurgulayan bir dildir. Ayrıca Türkçeyi dil olarak bozan ve ayrımcılığı dile sokan bir tavır. 



 



   'Katılım sağlamak' ya da 'katılım göstermek' yukardaki gibi olmasa da dile başka bir boyut katma çabası olarak görülebilir, doğrusu 'katılmak'tır. Bir toplantıya 'katılmanızla' 'katılım göstermeniz' seçimiyle toplantının önemini vurgulamak anlamında ortaya fark koymaya çalışırsınız. Oysa toplantının önemi 'katılım' kelimesi üzerinden verilemez, verilen sadece bir algıdır. 



  



 'Toplantı almayı' da tam böyle bir üst algı çabasının sonucu gibi görüyorum.Toplantı yapanla, toplantı alan arasında belki düşünsel, belki önemsel açıdan hiyerarşik bir vurgu yapma çabası. 



Toplantıyı değerli ya da önemli kılan onu yapmak yerine onu almak değildir. Ya da onu dünyanın diğer toplantılarından farklı kılmak toplantıyı almakla değil onu nasıl yaptığınızla belirlenir. Toplantı alınmaz, toplantı yapılır. İçlerinde en neti Türkçe açısından bu örnek.



  Bunun çok uç örneklerini 90'lı yıllarda yaşadık. Benim en dikkatimi çeken Öcalan'a PKK lideri değil terörist başı denmesidir mesela. Lider nötr bir kelimedir, iyi ya da kötü anlamda her oluşumun lideri olabilir. Kişinin bir örgütün lideri olarak tanımlanması, bunun bir terör örgütü olduğu gerçeğini değiştirmez ve azaltmaz. Yine de 'terörist başı' diye bir ifade uydurulup yoğun bir şekilde kullanıldı. 



 



   Ha keza Ermeni Soykırımı iddiaları demek yerine 'sözde Ermeni Soykırımı' ifadesini literatüre soktular. Oysa kullanmayı tercih ettikleri kelime akademisyen ve gazeteci olan bir sürü insanın görev tanımları gereği duruşlarını zedeleyen bir atıftı ve hala öyle. 



  



  Bir iddiayı 'sözde' diye tanımlamak ve her seferinde bu kelimeyle anmak, o iddianın iddia niteliğini azaltmaz. İddialara somut verilerle, belgelerle cevap verilir. 



   Bütün bu verdiğim örneklerin toplumda bir karşılığı oluyor her zaman. Bazen toplumun yumuşak karnını suistimal ederek, bazen otoriter dili, korku üzerinden derinleştirerek yol alıyor. Dili bu şekilde dönüştürerek, toplumun bu dili farkında olmadan içselleştirmesini sağlayarak uyum kodlarını kolayca belirliyorlar. 



 



   Bence bu dil tuzakları duyduğumuzu, gördüğümüzü, okuduğumuzu sorgulamayalım diye kuruluyor. Ve belli noktalarda, biz kendimiz de kullanıyoruz bu algıları. Hem dışarıya karşı hem de kendimizi ikna etmek için olmasını istediğimiz şeylerin olduğuna. 



  



  Bunu aşabilmek, farkındalığımızı artırmak adına şunu öneriyorum. Her gün, sosyal hayatımızın bir yerinde, küçük ya da derin bir sohbette kendi söylediklerimizi dinleyelim, sadece beş dakika, ya da üç dakika. Kullandığımız kelimelere ve anlamlarına odaklanalım. 



 



  Ne demek istemiştik, ne demiştik, hangi kelimeleri kullandık, bu kelimelerin sözlük anlamı nedir Biz bu cümleleri duysaydık kaç farklı şekilde anlayabilirdik İçinde erkek egemen ya da tepeden ifadeler var mı



Küçük bir alıştırmaya davet ediyorum kendimizi.



 



  Bu alıştırma bir proje değil de ev ödevi olsun örneğin.

İletişim Bilgileri


İsmet Paşa Mahallesi İnönü Caddesi
157/1 - 17010 - Merkez / Çanakkale

Bir Sorunuz mu Var
info@canakkaleburda.com

Remzi CAN


+90 286 210 0101
+90 539 342 6363

Haber Kategorileri


  Magazin
  Guncel
  Siyaset
  Ekonomi
  Spor
  Cevre
  Saglik
  Emlak
CopyRight by 2021 Çanakkale Burda, tüm hakları saklıdır.
Çanakkale Web Tasarım